Erlik Han

Yeraltının Kötü Tanrısı Erlik Han ve Hikâyesi

Türk Mitolojisinde bulunan pek çok tanrı vardır. Bu tanrılardan birisi de yeraltı ve kötülük ile ilgili olan Erlik’tir. Bu yazımızda Türk Mitolojisinde Erlik Han’ı, yaratılışta olan rolünü derledik.

Erlik Han

Erlik, yeraltına ait olan kötü bir tanrıdır. Altay Türklerine göre adının anlamı “güçlü, kuvvetli” olmaktadır.

Bazı kaynaklarda Ülgen tarafından yaratıldığı gösterilen Erlik, yeraltında bulunan kötü ruhların başındadır. İnanışa göre cehennemin üzerinde, dünyanın 5. Ya da 9. Katında ikamet etmektedir. Oturduğu saray demir çatılıdır ve tahtı gümüştendir. Erlik, dokuz tabakadan oluşan bir kara güneş de yaratarak, her kata bir tanrı vermiş ve bu ışıkla yeraltının aydınlatmasını sağlamıştır.

Şaman dualarında Erlik, sağlam vücutlu bir ihtiyar olarak tasvir edilir. Gözleri ve kaşları kara, çatal sakallı, azı dişi yaban domuzuna benzeyen, kıvırcık ve kara saçlıdır ve kara bir at ya da öküze binmektedir. Erlik çocuk sahibi de olup 7 veya 9 oğlu; 2 veya 9 kızı olduğuna inanılmıştır.

Erlik’in insanlara hastalıklar yollayarak bu şekilde kurban istediğine inanılmıştır. Bu kurban verilmezse Erlik öldürdüğü insanların ruhlarını yeraltı dünyasına götürerek, kendisi için köle yapmaktadır. Özellikle Altay Türkleri, hastalığın yaygın olduğu dönemlerde Erlik’ten çok korkmaktadır.

Erlik Han ve İnsanın Yaratılışı

Bazı Türk efsanelerinde ilk insan, kilden yaratılmıştır ve adı da Erlik olmuştur. Ancak yaratıldıktan sonra içi hırs kaplanan Erlik, tanrıdan da yüksek olmak isteyerek ona düşman olmuştur. Bunun için tanrı onunla savaşması için Mandı-Şire’yi, yedi insanı ve bu insanlara hanlık yapması için May-Tere’yi yaratmıştır.

Bir başka efsanede ise tanrı, dalları olmayan bir ağaçtan 9 dal yaratarak, bu dallardan 9 kişinin türemesini istemiştir. Böylece dokuz ulus meydana gelmiştir. İlk yaratılan kişi olan Erlik, tanrıdan kavmi kendisine vermesini istese de, tanrı bu isteği yerine getirmemiştir. Erlik, bunun üzerine insanların yanına gitmiştir. Bu esnada insanların ağacın sadece bir tarafındaki meyveleri yemekte, diğerlerine ise ellememektedir. Erlik, insanlara bunun nedenini sorduğunda bu insanlar onlara tanrının bunun için yasak koyduğunu söylemişlerdir. Bunu duyan Erlik, yılanı ve köpeği kandırması sonucunda yılan yasak meyveden ısırmıştır.

Bu esnada yakınlardan Törüngey ve Eje geçmektedir. Onların da yanına yaklaşan Erlik, Eje’yi de kandırmayı başarır ve onun da meyveden yemesini sağlar. Bu meyveyi çok tatlı bulan Eje, zorla Törüngey’in de ağzına sürer. Ancak bir anda hepsinin tüyleri dökülür ve çıplak hâlde kalırlar. Bir süre sonra yanlarına gelen tanrı, tüm olan biteni görür. Böylece tanrı yılana insanlar tarafından hep taşlanmayı, Eje’ye ise çocuk doğurmayı ve doğum sancısını ceza olarak vererek, bu iki insanı ölümlü yapar.

Bu cezalar ardından Erlik’e, bunu neden yaptığı sorusunu yöneltir. Erlik kavmi istediğini ancak vermediği için bu yola başvurduğunu, insanlara kötülük yapmaya hep devam edeceğini söylemiştir.

Erlik ve Mandı-Şire

Tanrı bir süre Erlik’e izin verir ve Erlik göklerde böylece kendi taifesini yaratır. Ancak bu durumdan Mandı-Şire hoşlanmaz ve Erlik ile savaşa girer ancak yenilmiştir. Kahraman, ardından tanrıya giderek olanları anlatır ve yardım ister. Bundan sonra Tanrı ve Mandı-Şire, Erlik ile yeniden mücadele eder ve bu sefer onun göklerini parçalamayı başarırlar. Bu durum üzerine Erlik, yeniden tanrıdan yardım ister ve bunun üzerine kendisine yeraltı verilir. Erlik, burada kötü yaratıkları yaratmıştır.

Erlik ve İnsan

Kara Tatar efsanelerine göre tanrı insanı yarattığında ona ruh vermek istemiştir. Ancak bir türlü verememiş, bu nedenle bu konuyu tanrı Kutlay’a sormak üzere ayrılmıştır. Arkada ise bir köpeği koruması için bırakmıştır. Ardından Erlik köpeğe yanaşarak ona bir postu olmadığını, bu yüzden ona altın tüylü bir post vereceğini söylemiştir. Bunun üzerine köpek Erlik’e izin vermiş ve Erlik te insanları tükürükleriyle kirletmiştir. Tanrı bir süre sonra geri döndüğünde insanların kirlendiğini ve temizlenemeyecek olduklarını görmüştür. Bunun için derilerini ters çevirmiştir. Bu nedenle insanların içi pislik ve salya ile dolu olmuştur.

Altay Türklerinde anlatılmakta olan bir başka efsane de şöyledir. Ülgen, ilk önce erkeği, ardından kadını yaratmıştır. Bundan sonra onlara ruh verebilmek için bir kişi aramaya başlamıştır. İnsanların yanında olmayacağı için tüysüz bir köpeği de bekçi olarak bırakmıştır. Ancak Ülgen yokken Erlik, insanların yanına gelmiş, köpeği de vaat ile kandırmıştır. Bundan sonra köpek, Erlik’in insanlara yaklaşmasına izin vermiştir. Erlik, kamış bir boru yardımıyla bu insanlara ruh üflemiştir. Bundan sonra geri dönen Ülgen, yeni bir insan yaratıp yaratmadığı konusunda şüpheye düşmüştür. Bu esnada bir kurbağa çıkarak bu insanların kötü ruha sahip olmalarından kendisini sorumlu görmemesini, bu insanlara ölme ve yaşama konusunda karar hakkı tanımasını söylemiştir. Bu cevap üzerine Ülgen, insanlara yaşamaları için izin vermiştir.

Erlik ve Şamanlar

Erlik, Şamanist törenlerde de karşılaşılan figürlerden birisidir. Şaman göğe çıktıktan sonra inişte pek çok zorluk ile karşılaşmaktadır. Şaman, her katta engelleri aşmak zorundadır. Şaman, 9. Ve son katta Erlik’in iyi korunmakta olan sarayına gelmektedir. Burada Erlik önünde içerisinde tanrı Ülgen de anılan bir dua okumaktadır. Ardından yurda döner.

Altay Türklerinde şamanlar, yeraltı dünyasına gitmek için ormanlar, yüksek dağlar, bozkırlar ve çorak araziler aşar. Bu yolculukta ölmüş olan şamanların kemiklerinden meydana gelen yığınları görmektedir. Yeraltına giden deliğe ulaşan şaman, ardından buradan yeraltına iner. Bundan sonra Erlik ile karşılaşmaktadır ve onunla mücadele etmeye başlamaktadır. En sonunda hediyeler ve hileler ile Erlik’i yatıştıran şaman, ruhları kurtarır veya onun yardım etmek üzere vaatlerini almaktadır.

Türk toplulukları arasında olan Şorlarda da şu şekilde bir inanış vardır. Şaman adayı, mesleğe davet edildiği zaman içinde yaşadığı topluluk ile beraber ormana gider. Şaman, burada ayin yapar ve üç gün içerisinde bir şaman davulu yapılır. Şaman adayı, ardından davulu Muz Tağ’a sunmaktadır. Muz Tağ, davulu küçük bir dağ olan oğullarına da göstererek inceler ve ömrünü böylece belirlemektedir. Ardından Ülgen’in annesi ya da karısı olarak kabul edilmekte olan Tazı Kan’a davul sunulmaktadır. Üç gün sonra davul, Erlik’e gösterilmektedir. Davulu inceleyen Erlik adayın kaç yıl şamanlık yapacağını, yani kaç yıl ömrü olacağını ve kaç kere kurban sunusu yapacağını söyler.

Bir cevap yazın