Yaratılış

Türk Mitolojisi Yaratılış

Mitolojilerin kaynağı dilden dile dolaşan ve günümüze değin ulaşan destanlardır. Bu destanların kimisi halkın söylemlerinden derlenmiş kimisi ise yazıya geçirilmiştir. Türk mitolojisi de diğer tüm mitolojilerde olduğu gibi kaynağını bu destanlardan alır.

Türklerin Yaratılış Destanı,  Hunların Oğuz Destanı, Göktürklerin Ergenekon ve Bozkurt Destanı gibi diğer Türk destanları genel olarak Türk Mitolojisi ürünleridir.

Yaratılış Destanı Türklerin Altay-Yakut zamanında çıkan bir destanıdır ve ilk Türk destanlarından biridir. Bu destan Asya kıtasının çeşitli yerlerine yerleşen Türkler arasında söylenmektedir. Yaratılış destanı Türk destanları arasında en eski destanlardan birisidir ve Radlov tarafından derlenip yazıya geçirilmiştir. Kahramanlarının doğaüstü eylemlerini, coşkulu, törensel bir dille anlatan ve birkaç bölümden oluşan yapıttır.

Altay Dağları’nda söylenen Yaratılış Destanı yalnız Türklerin değil aynı zamanda bütün Orta Asya ve Sibirya’nın en gelişmiş ve üzerinde ilgi ve özenle durulan mitoloji verisidir. Yaratılış destanı genel hatlarıyla özetleyecek olursak:

Daha hiçbir şey yokken ‘’Tanrı Kara Han’’ ile ‘’su’’ vardı. Kara Han’dan başka gören, Su’dan başka görünen yoktu. Kara Han, yalnızlıktan sıkılıp ne yapayım diye düşünürken Su dalgalandı. Su’yun içinden ‘’Ak Ana’’ çıktı. Kara Han’a ‘’yarat’’ deyip tekrar suya daldı. Bunun üzerine Kara Han ‘’kişi’’yi yarattı. Kara Han ile Kişi ebedi suyun üzerinde iki kara kaz gibi uçuyorlardı. Fakat Kişi halinden memnun değildi. Kara Han’dan daha yüksekte uçmak istiyordu. Onun bu dileğini anlayan Kara Han, O’ndan uçma kabiliyetini aldı. Kişi sonsuz olan suya yuvarlandı, boğuluyordu. Yaptığına pişman olan Kişi, Tanrı Kara Han’dan kendisini bağışlamasını istedi, Tanrı Kara Han ise Kişi’yi bağışlayarak sudan yükselmesini buyurdu.

Denizden bir yıldız yükseltti. Kişi bunun üstüne oturunca batmaktan kurtulacaktı. Kişi artık uçamayacağı için Tanrı Kara Han dünyayı yaratmak istedi. Suyun dibine dalarak toprak çıkarmasını gerektiğini Kişi’ye buyurdu. Kötü düşüncelerden hala vazgeçmeyen Kişi, denizin dibinden toprak çıkarırken kendisi için de gizli bir dünya yaratmak istediği için bir avuç toprağı da ağzına sakladı. Kişi avucuna aldığı toprağı denizin dibinden çıkarıp da su yüzüne serpince, Tanrı Kara Han, toprağa ‘’büyü’’ diye emir verdi. Büyüyen bu toprak dünya oldu ama aynı zamanda Kişi’nin ağzındaki toprakta büyümeye ve Kişi’yi boğacak hale getirdi. Tanrı Kara Han ‘’tükür’’ diye buyruk vermeseydi boğulup gidecekti.

Kara Hanı’ın yarattığı dünya dümdüzdü Kişi tükürünce ağzından çıkan topraklar bu dümdüz dünyaya fırlayınca üzerinde küçük tepeler oluşturdu. Bu duruma kızan Kara Han Kişi’ye Erliğ (şeytan) adını verdi ve onu kovdu. Bundan sonra her ağacın altında bir adam yarattı yarattığı bu adamlar insan ırkının ataları oldular.

Erliğ bu adamların bu kadar güzel ve iyi olduklarını görünce Kara Han’dan onları kendisine vermesini istedi Kara Han ise bu isteği reddetti fakat Erliğ kötülüğünü kullanarak insanları etkiliyor ve onları kendi tarafına çekebiliyordu. Kara Han insanların kötülüğe doğru dönüşümlerine kızıyor onları akılsızlıkla suçluyor ve en nihayetinde onları başıboş bırakıyordu. Erliğ’e kızan Kara Han onu karanlıklar dünyasının üçüncü katına gönderdi ve insanları korumak için bir melek görevlendirdi.

Erliğ göğü görünce kendisine bir gök yaratmak için Kara Han’dan izin aldı. Kendi göğüne kendi halkını yani kandırdığı kötüleri yerleştirdi. Erliğ’in halkı iyi şartlarda yaşadığı için KARA Han Erliğ’in göğünü yıktırdı. Bu gök yıkılıp da dünyaya düşünce ortaya ormanlar ve dağlar çıktı.

Kara Han, Erliğ’i dünyanın en derin katına sürdü bu güneşsiz, havasız yerde dünyanın sonu gelene kadar oturmasını emretti kendisi ise göğün onyedinci katında kainatı idare eder.

Bir cevap yazın