Türk Mitoloji

Türk Mitoloji Efsaneleri

Türk Mitolojisi, içerisinde pek çok efsane barındırmaktadır. Eğer Türk Mitolojisinde anlatılmakta olan efsaneleri merak ediyorsanız, bu yazımızı sizin için hazırladık. Ancak Türk Mitolojisinde pek çok efsane olduğunu, farklı Türk topluluklarında farklılaşan efsaneler yer almaktadır. Burada yer verdiğimiz efsaneler, Türk Mitolojisinde yer alan bazı efsanelerin kısaltılmış şekilleridir. İyi okumalar…

Maaday Kara

Maaday Kara, bir bahadır olmasına karşılık artık yaşlanmıştır. Ülkesi bolluk ve refah içinde, halkı da geniştir. Maaday Kara’nın ülkesine kış aylarında kar düşmez, yaz aylarında ise sağanak yağmur yağmamaktadır. Böylece ülke, barış içerisinde geçinmektedir. Bu ülkede tanrı Üç-Kurbustan tarafından yaratılan ölümsüz ağaçta iki kara kartal, düşmanı gözetlemekte, ağaçta zincirli iki köpek de ülkeyi korumaktadır. Buna karşılık Maaday Kara, yaşından dolayı artık ölüme yaklaşmıştır. Bunun için kahraman uzun bir uykuya yatmıştır. Bu esnada halkı ve malları dağılmış, olağanüstü olaylar yaşanmış ve Kara-Kula ülkeyi yağmalamak için harekete geçmiştir. Bu durumlarda eşi, Maaday Kara’yı uykusundan kaldırır. Durumu gören Maaday Kara, giyinir ve halkını ve malını geri getirmek üzere yola çıkar.

Ancak Maaday Kara, yaşlı yaşına rağmen çocuk sahibi değildir. Ancak eve geri döndüğünde eşinin erkek bir çocuk dünyaya getirdiğini görür. Maaday Kara, ardından çocuğu alarak kayın ağaçlarıyla dolu bir ormana götürüp, burada terk eder ve beslenmesi için gerekli her şeyi de bırakır. Ardından Kara-Kula, Maaday Kara’nın ülkesine gelir ve kahramanı, halkını esir alıp, sürülerini ele geçirir. Ancak çocuğun bulunduğu dağa bir türlü çıkamaz.

Kara-Kula, aldığı sürüyle ülkesine dönerken bir boz kısrak kaçmayı başarır. Boz Kısrak uğraşmalarına rağmen yakalanamaz ve kısrak Maaday Kara’nın ülkesine geri döner. Kara-Kula ülkesine döndüğünde eşi tarafından karşılanır. Eşi, yeraltı tanrılarından Erlik’in bir kızıdır.

Maaday Kara’nın ülkesine döne at da bundan sonra gök ineğe dönüşür. Gök inek ardından böğürür ve böylece yaşlı bir kadın ortaya çıkar. Yaşlı kadın,  bu esnada 2 yaşında olan çocuğu bakmak üzere alır. Ardından yaşlı kadın ok ve yay yapar ve çocuk tavşan ve maral avlar. Bir süre sonra kim olduğunu sorgulamaya başlar. Yaşlı kadın tüm durumu anlatınca, çocuğa bahadırlık elbisesi giydirir, gök inek koyu kır bir ata olur ve çocuğun adının Kögüdey-Mergen olduğunu söyler.

Kögüdey-Mergen, bundan sonra Kara-Kula’nın ülkesine doğru yola çıkar. Ancak Erlik’in kızı, onun eşini yeneceğini bildiği için Kögüdey-Mergen ile evlenmek istemektedir. Kahraman ardından çeşitli engelleri aşarak, babası ve annesinin olduğu çadıra gelir. Babasının söylemesi üzerine yedi lamadan Kara-Kula’nın ruhunun nerede olmasını öğrenmek için yola çıkar. Bir süre sonra kahraman tekrar Kara-Kula’nın ülkesine döner.

Bu sıralarda Kara-Kula, hastalanmıştır. Bunun için bir şaman çağırtır. Kögüdey-Mergen, bundan yararlanmak için boz bir sıçan olup tören yerine gider. Ardından kara bir ayı olup şamanı öldürür. Ardından kendi şekline dönen kahraman, Kara-Kula’yı öldürür. Halkını kurtaran kahraman, Erlik’in kızını ve halkının yeraltına götürülmesini söyler. Erlik’in kızının teklifini de reddeder. Efsanenin kalanında Kögüdey-Mergen yeraltına iner, sonra buradan kurtularak evlenir.

Yaradılış Efsanesi

Türk Mitolojisinde insanın yaradılışı şöyle anlatılmaktadır.

Türk Mitolojisinde insan, kilden yaratılmıştır. Bu ilk insan Erlik’tir. Ancak Tanrıdan da yüksek seviyelere ulaşmak isteyen Erlik, Tanrıya düşman olur. Buna karşılık tanrı Mandı-Şire ve yedi başka insanı yaratır. Bundan sonra insanları yönetsin diye May-Tere yaratılır.

Yine başka bir yaradılış efsanesinde insanın yaradılışı şöyle geçmektedir. Tanrı dünyanı yarattıktan sonra dalı olmayan bir ağacı dokuz dallı yaparak, dokuz kişinin, yani 9 ulusun bu dallardan türemesini sağlar. İlk yaratılan olan Erlik, tanrıdan kavmi kendisi için istese de bu istek reddedilir. Bunun üzerine Erlik, insanlara bakmaya gider. İnsanlar, ağacın bir yanındaki meyvelerden yemekte; diğerlerine dokunmamaktadır. Bunun nedenini sorduğunda tanrının bunu yasakladığı cevabını alır. Erlik, ardından ilk önce burada bekçi olan yılanı ve köpeği kandırır. Ardından oradan geçmekte olan Törüngey ve Eje ile de konuşmaya başlar ve onları da kandırmaya çalışır. Eje, Erlik’e inanır ve yasaklanmış olan yerden bir meyve yer ve tadını beğenir. Bunun üzerine zorla Törüngey’in de ağzına sürer. Bu esnada her ikisinin de tüm tüyleri dökülür ve çıplak kalırlar.

Tüm bu olaylar üzerine iki kişiye ve köpek ile yılana kızan tanrı; yılana her görüldüğü yerde insanlar tarafından taşlanması cezasını, Eje’ye ise çocuk doğurma ve doğum sancısı cezasını vererek Törüngey ve Eje birer ölümlü yapılır.

Ardından tanrı Erlik’e bunu neden yaptığını sorar. Erlik, bunu tanrının kavmi kendisine vermediği için yaptığını söyler ve insanlara sürekli kötülük yapmaya devam edeceğini söyler. Ancak bir süre sonra tanrının izniyle, Erlik kendi taifesini yaratır. Bu olay üzerine Mandı-Şire, Erlik ile mücadele etse de yenilir. Ancak ikinci mücadelede tanrının da yardımını alarak Erlik’i yener.

Erlik bu sefer tanrıdan yardım isteyince, tanrı ona yeraltını verir. Erlik bütün kötü yaratıkları yaratır.

Bir cevap yazın