tek gözlü dev Tepegöz

Tek Gözlü Dev Tepegöz ve Hikâyesi

Türk Mitolojisinde yer alan önemli figürlerden biri olan tek gözlü dev Tepegöz, Dede Korkut hikâyelerinde kimsenin öldüremediği, kılıcın, okun zarar veremediği, yalnızca gözünden öldürülebilecek olan bir canavar olarak tasvir edilmektedir. Yunan Mitolojisindeki, tek gözlü canavar dev olan Kiklop’la eş tutulmaktadır. Türk mitolojilerinde geçen diğer adları; Tübegöz, Töbököz ve Töpekös’dür.

Tepegöz, insan kemiklerinden oluşturulmuş sarayının bulunduğu Kaf Dağı’nda yaşar, bir yandan çobanlık yapan Tepegöz, atları, insanları yer, her şeye zarar verir, devamlı açtır, doymak bilmez. Tepegözün parmağında annesinin taktığı sihirli bir yüzük vardır. Vücudunda baştan aşağı demirden giysileri vardır. Elinde silah olarak dikenli demir bir balyoz taşımaktadır.

Bazı mitolojik kaynaklarda başının tepesinde boynuzunun da bulunduğu söylenmektedir. Başının tepesindeki gözü bir tas kadar büyüktür. Kayalık dağlardaki düzlüklerde dolaşmayı çok sever. Yine bazı kaynaklar ailesi de olduğunu, karnı şişen dağlardan çocukları olduğunu söyler, Kirgis adı verilen tepegözler en kötüleri ve tehlikeli olanıdır.

Tek Gözlü Dev Tepegöz’ün Türleri

Mitolojik kaynaklar tek gözlü Tepegöz’ün iki çeşidinin olduğunu belirtmektedirler. Bunlardan birincisi Eğegöz’dür. Göğüs kafesi demek olan Eğe kelime kökünden dolayı, gözünün göğsünde olabileceğini bazı kaynaklar söylemektedir. İğegöz olarak da geçen Eğegöz, İğ kökünden dolayı şeytani olarak tanımlanır, çünkü iğ kelime kökünün anlamı şeytanilik ve hastalıktır. Var olan tek gözünün şeytanlığı simgelediği belirtilmektedir.  Tepegözün ikinci türü ise Yalgızgöz’dür. Yal’ın kelime manası tek anlamına gelmektedir, aynı zamanda ateş demektir. Yalgöz diye de geçer, Moğolca da ise Yalgah denir, anlamı ise fark etmek demektir. Mitolojide Tepegöz erkek olarak geçmesine rağmen, bazı yerlerde kadın olarak da tasvir edilmiştir.

Tek Gözlü Dev Tepegöz’ün Hikâyesi

Tepegöz destanlarda Kaf Dağı’nda yaşamaktadır. Annesi alageyik kılığına giren bir peri, babası ise bir çobandır. Bedenine hiç bir silahın işlemediği Tepegöz’ün parmağında annesinin taktığı bir yüzük vardır. Peri olan annesi bu büyülü yüzüğü oğluna takarken ‘’Tenine ok değmesin, kılıç batmasın’’diyip oğlunu büyüler ve bu sihirli yüzükle onu kötülüklerden korunur hale getirir. Bu yüzden Tepegöz’ü öldürmeye kalkanlar bunu başaramaz hale gelir.

Bir su kenarında gördüğü çok güzel peri kızına aslında çoban peri kızının rızası olmadan sahip olmuştur. Bu yüzden annesi peri kızından doğan tepegöz bir canavar olur. Mitolojide anlatıldığına göre, bu birliktelik ve çobanın peri kızına verdiği bu zarar, Oğuzların bundan sonra Tepegöz yüzünden başına gelen felaketlerin bir karşılığıdır. Samanlıkta doğan Tepegöz, bu samanlıkta büyür, gelişir, bir dev kadar büyür. Asla doymak bilmez, her şeyi yer ama yine doymaz. Her gün dağlara çıkar, insanları yer yine de doymaz.

Tepegözü öldüremeyen ve bir türlü baş edemeyen insanlar çaresizlikten Dede Korkut’u yardıma çağırırlar. Dede Korkut Tepegöz ile konuşur ve her gün beş yüz koyunla bu koyunları pişirecek aşçıyı haraç olarak vermeyi teklif eder, Tepegöz buna razı olur.

Bu sırada Basat adında bir yiğit ailelerin bağırışlarına, acısına şahit olur ve ne olduğunu onlara sorar. Basat, Tepegöz bir samanlıkta doğarken, Oğuzlara saldıran düşmanlardan kaçarken babası Aruz’un yolda düşürdüğü bir çocuktur. Yolda düşen Basat’ı bir aslan bulmuş ve ona bakıp büyütmüştür. Basat büyüyünce köyünden Basat’ı çağırırlar, köyüne döner ama köyde yaşayamaz tekrar aslanın yanına döner.

Basat, halkın feryatlarının sebebinin Tepegöz olduğunu öğrenince onunla savaşmak için yola koyulur. Tepegöz’ü bulur, hiç kimsenin öldüremediği, okun işlemediği Tepegöz’ü, gözüne kızgın demir şiş sokarak öldürür ve bütün Oğuz halkını bu beladan kurtarır ve büyük kahraman olarak destanlarda yer alır.

Bir cevap yazın