Sibirya Türkleri

Sibirya Türklerinde Mitoloji

Türk kavmi, ayrı boylardan oluşmaktadır. Bu boylar Türklerin göçebe bir yaşam tarzı sürmesinden dolayı oldukça geniş coğrafyalara yayılmışlardır. Böylece her ne kadar Türk Mitolojisi olarak tek bir kavram olsa da, farklı Türk topluluklarında bu kavram değişebilmektedir. Bu değişiklikte coğrafi şartlar, farklı kavimlerle münasebetler, yeni ekonomik koşullar gibi farklı etmenler yer almaktadır.

Türk toplulukları bugün Sibirya’da da bulunmaktadır. Burada yaşayan Altay ve Yakut Türklerinde bu koşullara bağlı olarak farklı efsaneler ve inanışlar da gelişmiştir. Bu yazımızda Sibirya Türkleri Mitolojisi konusunu ele aldık. Sibirya Türkleri arasında en önemli Mitolojiler, Yakut ve Altay Türklerine ait olan Mitolojilerdir. Keyifli okumalar…

Yakutlar

Yakut Türklerinde mitolojik olarak Türk Mitolojisi ile benzer ve farklı pek çok unsur yer almaktadır. Yakut Mitolojisi oldukça geniş olmakla beraber özetle şu şekilde ele alınabilir.

Bilindiği üzere Türklerde Tengri kelimesi, hem göğü hem de Gök Tanrı’yı ifade eden bir kavramdır. Buna karşılık kelimenin, Türk toplulukları arasında farklılaştığı görülmektedir. Yakut Türkleri, Tengri kelimesini “Tangara” olarak kullanmaktadırlar. Yakutlar, türeyiş efsanelerinde bir kartaldan türediklerine inanmaktadırlar. Buna karşılık bazı Yakut kabileleri farklı olarak beyaz lekeli bir attan türedikleri görüşüne de sahiptirler. Daha sonraki dönemlerde boz inek de kutsal atalar arasında yer almıştır.

Yakutlar, dünyayı ve insanları yaratmış olan en büyük tanrı olarak, dokuzuncu gökte bulunan Ürün Aar Toyon’u görmektedirler. Bu tanrı yukarı ve orta dünyalarda egemenlik sürdüğü gibi, başka tanrıları da yönetmektedir. İyilik ve bununla bağlantılı olan her şey bu tanrıyla ilişkilendirilmektedir. Dünyayı düzenlemekte olup, evrensel yasalara da uyulmasını ister. Bir eşi olup, iki oğlu ve iki kızı olmak üzere 4 çocuğu vardır. Bunlar da iyi tanrılardır.

Yakut Türkleri, güneş ve ayı birbiriyle kardeş saymaktadırlar. Yakutlara göre güneş ve ayla savaşan ve bazen bunları karanlık bir dünyaya hapseden kötü ruhlar vardır. Bu ruhların güneşi ve ayı hapsetmesiyle güneş ve ay tutulmaları meydana gelmektedir. Bu durumda onları kurtarmak için davul çalınır ve gürültü yapılırdı. Yakut Türkleri ateşin göğün üçüncü katında oturmakta olan Ulu-Toyon tarafından ateş kargası ile insanlara gönderildiğine inanmaktadırlar.

Yakut Türklerinde Şaman

Yakut efsanelerinde ise şamanın doğuşu şöyle işlenmiştir. Efsaneye göre kuzeyde, kötü hastalıkların barındığı bir yerde büyük bir Karaçam ağacı bulunmaktadır. Karaçam ağacının dallarında da, şamanların doğduğu yuvalar yer almaktadır. Büyük ve çok güçlü şamanlar en yüksek dallarda bulunan yuvalarda, büyüklük ve güç bakımından orta derece olan şamanlar orta seviyede bulunan dallarda, küçük şamanlar ise en aşağıda bulunan dallarda yer alan yuvalarda doğmaktadır.

Yine Yakutlar, şamanların yeraltı dünyasına yolculuk yapabilmek için canavar gibi bir yılanın boğazından girmek suretiyle bu yılan ile yolculuk yaptıklarına inanmaktadırlar. Bu yolculuk esnasında şaman zarar görmek istemiyorsa, kıyafetlerini de buna göre seçmelidir. Her şamanın bir ağacı vardır ve genç kişiler şaman olabilmek istiyorlarsa bir ağaç dikmeleri gerekmektedir.

Altaylar

Altay Türklerinin mitolojileri renkli ve geniş bir yapıya sahiptir. Ancak Altay Türkleri mitolojisinin özet olarak bir kısmı şöyledir.

Altay Türkleri, Tengri kelimesi için “Tengeri”, bazen de “Tengri” kelimelerini kullanmaktadırlar. Altaylarda en büyük tanrı, Tengere Kayra Han olmaktadır. Bu tanrı varlıkların başlangıcı, dünyanın ve insanlığın yaratıcısıdır. Kayra Han bazı tanrıları da yaratmış olup,  bu tanrılar arasında Bay Ülgen de bulunmaktadır.

Ülgen’e 3, 6, 9 veya 12 yılda bir kez tören yapılır. Bunun için üç yaşında bir kısrak kurbanı sunulur. Altay Türklerinde Umay da yer almaktadır. Umay, her an çocuklarla birliktedir. Buna karşılık bazen çocuğu terk edebilir. Bu terk etme uzun sürerse çocuk hasta olmaktadır. Umay’ın geri gelmesi için şaman çağırılır. Umay’ın çocukla olduğu, çocuğun uykuda gülmesi ile anlaşılır. Ağlaması, Umay’ın gittiğini göstermektedir.

Altay Türklerinin inancına göre ateşin insanlığa gelmesi de şöyle gerçekleşmiştir. Efsaneye göre ilk insan, toplayıcılık ile geçimini sağlamaktadır. Ancak bir gün tanrı onlara et yemelerini emreder. Ancak bu emirle beraber ateşe de artık gerek duyulmaya başlanılmıştır. Bunun üzerine Ülgen, elinde biri ak, diğeri kara renkte olan iki taş ile gelerek, insanlara nasıl ateş yakılacağını göstermiştir. Bunun için bir taş üzerine ezilmiş kuru ot koymuş, diğer taş ile de bu otlara vurarak ateş çıkarmıştır.

Altay Mitolojisinde Erlik de yer almaktadır. Kötü bir tanrı olan Erlik, Altay dilinde güçlü ve kuvvetli anlamlarına gelmektedir. Bu yüzden Altay Türkleri hastalığın yaygın olduğu dönemlerde Erlik’ten çok korkarlar ve ona kurbanlar sunarak aldatmaya gayret ederler. Kötü ruhlara ise Altay ruhları Kara Neme adını vermektedirler.

Altay Türklerinde Şamanlar

Altay şamanları arasında ak veya kara şamanlar mevcut olup,  bu şamanlar üç gruba ayrılmaktadır. Bu gruplar gökyüzüne çıkan şamanlar, yeraltı ruhlarıyla bağlantı sağlayan şamanlar ve her iki dünyaya da gidip, gelebilen şamanlar olarak anlatılmaktadır. Altay şamanları yer altına inmek için sırasıyla orman, yüksek dağ, bozkır ve çorak arazileri aşar. Bu mekânları aştıkça da daha önce ölmüş olan şamanların kemiklerinden meydana gelen yığınlar ile karşılaşır. En sonunda şaman, yeraltına giren deliğe ulaşır. Yeraltı dünyasında hastalık verici ruhlar, şaman ile uğraşır. Bundan sonra şaman Erlik ile karşılaşır ve onunla mücadeleye girişir. En sonunda hileler ve hediyeler ile Erlik’i yatıştırmayı başararak yardımını alır, bazen de ruhları kurtarır.

Altay Türklerinde Destanlar

Altay Topluluklarında anlatılan destanlardan da mevcuttur. Bu destanlardan Maaday Kara destanı şöyledir. Destanın ilk bölümünde Maaday Kara, yaşlı olmasına rağmen savaşçıdır. Halkı sayı olarak büyük olup, ülke içerisinde refah ve huzur ile yaşamaktadırlar. Ancak bir süre sonra ölüme yaklaşan Maaday Kara uyumak için yatar ve bu esnada ülke saldırıya uğrar ve halkı dağılır. Ardından Maaday Kara’nın eşi onu uyandırır ve destan kahramanı halkını toplamak ve mallarını geri almak üzere harekete geçer. İkinci bölümde ise Maaday Kara’nın oğlu Kögüdey Mergen hem babasını hem de halkını kurtarmak için mücadele vermektedir.

Bir cevap yazın