Lidya mitolojisi tanrıları

Lidya Mitolojisi Tanrıları Kimlerdir?

Lidya mitolojisi tanrıları ile ilgili çok fazla bilgi olmamakla birlikte genel olarak Yunan tanrıları ve Kibele etrafında şekillenen kaynaklara rastlanmaktadır.

Lidya Devleti, ilkçağda Batı Anadolu topraklarında Gediz ve Küçük Menderes nehirlerinin kapsadığı verimli arazilere sahip bir bölgede yer alıyordu. Lidyalıların dili Hititliler ile de benzerlik göstermektedir. Başkentleri Sardes, o dönemin en büyük ve de en zengin kenti olarak belirtilmektedir. Parayı ilk olarak kullanan medeniyet olarak oldukça zengin bir devlet olmuştur. Pers İmparatorluğu’nun beklenmedik saldırısı ile de bu devlet tarihe karışmıştır.

Genel olarak Lidce konuşan halk, zenginlerin ise aralarında Yunanca konuştuğu bir kültüre de sahipti. Ayrıca giyim, askeri donanma, sanat ve mimari de de Yunan etkileri görülmekteydi.

Dinlerine bakıldığında ise Kybele Kültürü’ne önem verdikleri, bunun yanında ise şarap tanrısı Baki, güneş tanrısı Pladans ve savaş tanrısı Santas diğer önemli Lidya mitolojisi tanrıları arasında yer aldıkları gözlemlenmiştir. Krallıklarının son dönemlerinde ise Yunan tanrılarını daha çok benimsedikleri ve onlara taptıklarıgörülmektedir.

Lidya Dönemi Tanrılar

Lidya mitolojisi tanrıları, tanrıçalarından daha da belirsiz olarak görülmektedir.Dinleri ile ilgili pek bir bilgi olmamakla birlikte Kibele büyük bir saygı duymaktaydılar. Rahipler dini törenlerde saç buklelerini, kırbaçlarını Kibele’ye sunardı. Bunun dışında Zeus, Apollo ve Artemis olmak üzere Yunan tanrılarına inanırlardı. Lidya döneminde Zeus’un Lidya’da doğduğuna inanılırdı.

Bacchus, bir Lidya mitolojisi tanrısıdır. Bacchus, Bakhüs ya da Baki olarak adları olan bu tanrı şarap tanrısı olarak bilinmektedir. Sadece sarhoş etme amacı gütmeyen şarap aynı zamanda sosyalliği de temsil etmektedir. Simgesi asma ağacıdır ve barışsever, medeniyet isteyen bir tanrıdır.

Lidya Mitolojisi Tanrıları arasında yer alan Leto, bir Anadolu tanrıçasıdır. Zeus ile birleşiminden Apollon ve Artemis doğar. Lidyaca bir kelime olan “lada” kökünden gelmektedir ve kadın, hanımefendi olarak tanımlanmaktadır.

Apollon ise sağlık ve de ışık tanrısıdır. Artemis ise avcılık ve ay tanrıçasıdır. Mitoloji efsanelerine göre Zeus’un çocuğunu doğurmak için Leto, Zeus’un karısı Hera’dan korktuğu için Delos Adasına gider ve Apollon’u burada doğurur. Artemis’i ise Klaros’ta, İzmir yakınlarında doğurmuştur. Orada saklanan Artemis, Efes’te baş tanrıça olmuş ve ona tapmışlardır. Bir başka efsaneye göre de Apollun’un Patara’da doğduğuna da inanılmaktadır. Daha yaygın olarak bu inanış kabul görmüştür.

Lidya mitolojisi tanrıları arasında yer alan güneş tanrısı Pladans, güneşi ve onun kudretini temsil etmektedir. Bir diğer savaş tanrısı Santas da Lidya mitolojisi tanrıları arasında görülmektedir.

Lidya Dönemi Din Anlayışı

Lidya mitoloji tanrılarıher ne kadar yer alsa da kültürlerinde Lidyalıların dinleri ile ilgili çok fazla kaynak bulunmamakla birlikte en büyük saygı ve inancı Kibele’ye karşı göstermişlerdir. Bir diğer en büyük saygı ve sevgi gösterdikleri tanrı ise Artemis idi. Bu da iki ana tanrısının Kibele ve Artemis olduğunu belirtmektedir. Bu iki tanrıçanın yanında Sardes’te bulunan yazıtlarda Lidya dininde Athena, Apollon, Asklepios, Dionysos, Hermes ve Zeus gibi Yunan tanrılarının da bölgede önem kazandığı ve onlara tapınıldığı görülmektedir. Yunanlardan gelen tanrıların yanında Lidyalılar, doğu kökenli bazı tanrı ve tanrıçalara da tapmakta ve onlara saygı duymaktaydı. Ancak Kibele ve Artemis her zaman onlar için diğer tanrılardan daha ön planda yer aldığı görülmektedir.

Lidyalılar tanrılarına bağlılıklarını göstermek için törenler düzenlerlerdi. Buna bazı antik kaynaklardan yola çıkılarak bilgi edinilmiştir. Bu törenlerde ise rahiplerin hadım edildiklerini, uzun saçlarını kestiklerini ve törensel danslar yaptıklarına dair bilgilere ulaşılmıştır.

Ancak din anlayışlarına dair çok az bilgi olsa da kulaktan kulağa dolaşarak günümüze kadar gelen efsaneleri bulunmaktadır. Bu efsaneler sayesinde aslında Lidya mitolojisi tanrıları hakkında az çok bir bilgiye sahip olunabilmekte ve tanrıları ile insanlar arasındaki ilişkiyi ve tanrılar arasında birbirleriyle olan ilişkilerin nasıl olduklarına dair bir bakış açısı sunarak fikir edinilmesini sağlamaktadır.

Lidya Dönemi Efsaneleri

Lidya döneminde bulunan efsanelerden ilki ve en çok bilineni bir kadın yüzünü andıran ve gözlerinden su akan bir kayanın oluşumuna dayanmaktadır. Bir efsaneye göre Lidya Mitolojisi Tanrıları arasında yer alan Leto, sadece iki çocuğu olduğu için Lidya kralının kızı Niobe tarafından alay konusu olmuştu. 6 erkek 6 kız olmak üzere tam on iki tane çocuğu olan Niobe, son derece hırslı ve bir o kadar da kibirli bir kadın olarak, tanrıça Leto’nuniki çocuğu olmasıyla nedeniyle daha çok saygı görmesi gerektiğine inanıyordu.

Leto, bunları duyduğu zaman oldukça üzülmüş ve iki çocuğunu da yanına çağırarak Niobe’nin cezalandırılmasını emretmişti. Erkek çocuklarını Apollon, kız çocuklarını ise Artemis öldürerek Niobe’yi cezalandırdılar ve onun büyük bir acı çekmesine neden oldular. Başına gelen bu felaketten sonra büyük bir acı içinde kıvranan Niobe, Zeus’tan kendisini kayaya çevirmesini talep etti ve Zeus da bu isteğini yerine getirdi.  Çocuklarının öldürüldüğü dağda, cenazelerinin olduğu yerde bir kayaya dönüştürüldü. Günümüzde Manisa’da kadın yüzünü andıran bir kaya vardır ve göz yerindeki deliklerden de su akmaktadır. Niobe’yi tasvir ettiği düşünülmektedir.

Bir diğer efsane de örümcek kız Arakne’dir. Bu güzel kız gergef işlemekte ve de oya işinde o kadar ileri gitmiştir ki Athena’yı dahi karşısına almıştır. Onunla yarışmaktan çekinmeyeceğini ve de ondan daha iyi olduğunu söylemiştir. Bunun üzerine Athena ile yarışmaya başlamış, Athena Olympos’un on iki büyük tanrısını işlerken Arakne de tanrıların serüvenlerini işlemiştir. Ancak Athena, kendisinden daha iyi ve de güzel bir şekilde Arakne’nin gergef işlediğini ve kusursuz bir nakışı olduğunu görünce Lidyalı kızın nakışını yırtmıştır. Athena, bu hamarat sanatçı kızı örümcek kılığına sokmuş ve sonsuza dek duvarlarda ağ örmesini sağlamıştır. Burada da Yunan tanrısı Athena’nın izleri olduğu Lidya mitoloji tanrıları arasında da yer bulduğunu göstermektedir.

Lidya mitoloji tanrıları konusunda pek fazla bilgi olmasa da Lidya mitolojisinde birçok efsane geçmektedir. Bunların arasında Chimaira, diğer adıyla Şimera, adındaki ejderha ile Bellerophon’ı taşıyan Pegasus arasındaki efsane, Olimpos’un hiç sönmeyen ateşi efsanesi efsaneleri de bulunmaktadır.

Olimpos’un hiç sönmeyen ateşi efsanesi Olimpiyat Meşalesi’nin yakıldığı yer olarak nitelendirilir ve bu ateş kutsal olarak kabul edilmiştir.

Aynı şekilde, Şimera ve Pegasus (kanatlı at) efsaneleri de Yunan mitolojisinden fazlasıyla izler taşıyan bir efsane olarak kaynaklarda yer almaktadır.

Bir cevap yazın