Hitit mitolojisi

Hitit Mitolojisi

Hitit mitolojisi; Hitit döneminde ortaya çıkan ve mitoloji bilimi içerisinde önemli yere sahip olmuş bir türdür. Hititler M.Ö yılları 2500-2000 arasında hakimiyetini sürdürmüş ve 1. Hattuşili tarafından kurulmuş bir devlettir.

Hititler Çorum bölgesine yerleşmiş olup hakimiyet kurdukları dönem boyunca oldukça büyük bir uygarlık oluşturmuşlardır. Hititler inanış olarak çok tanrılı dini benimsemişlerdir. Çok sayıda tanrı ve tanrıçalar bulunur, tanrılar görünüş olarak da tamamen insanlara benzerlerdi. İnsanlar gibi giyinir, onlar gibi yemekler yer ve insanlar gibi ruhsal açıdan uygun bir hayat sürebilirlerdi. İnsanlığa tanrılar hükmedebilir, yaşam tarzlarına bütünüyle karışabilmişlerdir. Bu nedenle Hitit mitolojisi içerisinde tanrı ve insanlık arasında geçen ilişki fazlasıyla konu alınmıştır.

Hitit Mitolojisi İçerisinde Yer Alan Konular Nelerdir?

Hitit mitolojisi içerisinde yer alan en önemli tema tanrı ve tanrıçalardır. Hititlilerde çok tanrılı inanış bulunmakta olup her tanrının bir görevi olduğuna inanılmaktadır. Ancak Hitit döneminde daima bir tane baş tanrı bulunmuştur. Ayrıca bu mitoloji türü çevre inanç sistemlerinden de oldukça etkilenmiştir.

Hitit krallığının giderek yaygınlaşması ile birlikte tanrılarda gruplaşmalar meydana gelmiştir. Siyasi yayılmalarla birlikte Mezopotamya bölgesinde kraliyet aileleri arasında anılan tanrı ve tanrıçalara da tapınılmaya başlanmıştır. Hitit mitolojisinde Hatti ve Hurri etkisinde önemli ölçüde kalınmıştır. Bu nedenle Hitit mitolojisi içerisinde yer alan konuların tamamen özgün olduğunu söyleyebilmek mümkün değildir. Başka kültürlerden etkilendikleri tanrıları benimseyerek, onların kendi kültürlerine adapte olmasını sağlamışlardır.

Bu mitoloji türünde kahramanlık hikayeleri de konu alınmıştır. Dönemin Krallarına fazlasıyla saygı gösterilerek, tanrıdan sonra en değerli kişiler olarak nitelendirilmiştir. Mitoloji genellikle geleneksel bir yöntem olan sözlü yollar ile aktarılmış, bazı efsanevi olaylar yazıya aktarılmıştır.

Dönemde yaşanılan mitolojik hikayeler kabartmalı olarak resimlere ve sanata konu olmuştur. Hitit mitolojinde yer alan hikayelerin Çorum ilinde bulunan Hattuşa’da halen izlerinin görülebilmesi mümkün olabilmektedir. Bunun yanı sıra bu mitoloji türü Yunan mitolojisi ortaya çıkana dek varlığını sürdürebilmeyi başarmıştır.

Hitit Mitolojisi Tanrı ve Tanrıçaları Nelerdir?

Hitit mitolojisi panteon tanrı adı verilen tanrı birliği tanımını ortaya çıkaran ilk kavim olarak bilinmektedir. Bu mitoloji türünde tanrıların insandan herhangi bir farkı bulunmuyordu. Diledikleri gibi yiyip, içip, gezebiliyor ve istedikleri gibi davranabiliyorlardı. Bunun yanı sıra diledikleri zaman çekip gidebilirlerdi. Tanrıların çekip gitmesinin doğa olaylarını olumsuz etkilediğine ve doğa olaylarını onların gerçekleştirdiğine dair inanç oldukça büyüktü. Hitit mitolojisinde bulunan tanrı ve tanrıçalar şu şekilde sıralanabilmektedir;

Tarhun: Fırtına tanrısı olarak bilinen Tarhun, tüm tanrıların kralı olarak nitelendirilmiştir. Tarhun kendisinden daha önce bulunan gök tanrısı Kumarbi’yi, diğer tanrılarla bir olarak yenmiştir.

Kumarbi: Kumarbi Tarhun’dan önce göklerin kralı olarak biliniyordu. Ancak Turhan’ın onu yenmesi sonrasında bu unvanını kaybetmiştir. Daha sonra ise cehennemde yaşayan karanlık yaratıklara hükmeden bir tanrı olmuştur.

Hannahannah: Hitit mitolojisi içerisinde yer alan bu tanrıça, diğer tanrılara rehberlik edebilmektedir. Anne tanrıça olarak bilinmekte ve diğer tanrıları diğer tüm konularda sakinleştirebilmektedir.

İstanu: İstanu gökyüzünde güneşi yöneten tanrı olarak bilinmektedir. Hakimlerin tanrısı olduğu da söylenmektedir.

Lelwani: Lelwani ölüm tanrıçasıydı. Ayrıca dünyadaki güneşe magma ya da diğer ateş unsurları ile hükmetmiştir.

Hanwasuit: Hanwasuit tanrıçaların tanrısıdır. Ölümlü kralları yöneterek onların ilahi güçlerini kontrol altına almıştır.

Ullikummi: Kumarbi’nin oğlu olarak da bilinen bu tanrı son derece kötü kalplidir. Bu neden Tarhun tarafından cezalandırılmış, tahtta çıkması engellenmiştir. Ulikummi tahta çıkabilmek için annesinin Kumarbi’yi baştan çıkarmaya çalışmasını istemiştir.

Shaushka: Tarhun’un eşi olarak bilinen bu tanrıça güzelliği ile tüm tanrıları büyülemiştir. Güzellik ve bereket tanrıçası olarak görülmesine rağmen kıskanç ve öfkeli bir tanrıçadır.

Hitit Mitolojisi Mitosları: Kaybolan Tanrı Efsanesi

Hitit mitolojisi içerisinde doğa olaylarının neredeyse tamamı Tanrıların gidişine bağlanmıştır. Hatti kökenli olarak bilinen Telipinu bir tarım tanrısıdır. Tarımda gerekli olan ekin sürme, ekme, ürün yetiştirme ve toplama gibi birçok işi yerine getirmektedir. Bu tanrı bir gün o kadar sinirlenir ki elbiselerini ve ayakkabılarını ters giyerek koşarak gitmiştir. Onun gitmesiyle birlikte ülkede bütün sıkıntılar baş göstermeye başlamıştır.

Tüm pencereler sis dolmuştur, evler duman dolmuştur. Koyunlar boğulmuş birçok kişi bu durumdan zarar görmüştür. Dağlar kurumuş, otlar kurumuş, kaynaklar kurumuş ve çiçekler artık açmaz olmuştur. Doğurganlık azalmış, hamileler bir türlü doğum yapamamışlardır. Bu durumdan tanrılar bile o kadar olumsuz etkilenmişlerdir ki ne yese ne içse açlıkları ve susuzlukları bitmek bilmemiştir. Birdenbire fırtına tanrısının aklına tarım tanrısı ve oğlu olan Telipinu gelmiştir. Yüksek dağlara kartalı göndererek Telipinu’yu aramasını ve onu bulana dek gelmemesini söylemiştir. Ancak Telipinu bir türlü bulunamamıştır.

Ana tanrıça olarak bilinen Hannahannah fırtına tanrısına emrederek hemen Telipinu’yu bulmasını istemiştir.  Fırtına tanrısı arar ancak hiçbir yerde Telipinu’yu bulamamıştır. Ana tanrıça sonrasında bir arıyı görevlendirerek tarım tarlasını kesinlikle bulması gerektiğinin emrini verir. Arı onu bulur ve sokarak uyandırır. Ancak bu durum Telepinu’yu daha da öfkelendirir ve öfkesini dindirmek için ayinlere katılmaya karar vermiştir. Kamrusepa olarak da bilinen büyü tanrıçası ona büyü yaparak kızgınlığının geçmesini sağlamıştır. Büyünün etkili olması ile birlikte Telepinu’nun öfkesi geçmiştir. Hemen giderekişinin ve evinin başına geri döner. Böylece Hitit mitolojisi hikayesine göre Hitit halkı eski ve sakin yaşantısına geri dönebilmişlerdir.

Hitit Mitolojisi Kumarbi Efsanesi

Hitit mitolojisi mitosları arasında bulunan bu hikayede çok önceki zamanlarda Alalu Hititlerin kralı olarak görev yapıyormuş ve güçlü Anu onun hizmetlerini görüyormuş. Alalu yaklaşık 9 yıldır hizmet vermişken bir gün Anu ona başkaldırır ve onu yener. Böylelikle krallığa Anu geçmiş olur. Anu’nun krallığa geçmesiyle birlikte Kumarbi’de onun hizmetini görmeye başlamıştır.

Anu’da tahtta 9 yıl geçirdikten sonra Kumarbi ona karşı ayaklanmıştır. Anu onun elinden kaçarken, gökyüzüne doğru kaçar. Kumarbi ayaklarından doğru Anu’yu sıkıca yakalamıştır. KumarbiAnu’yu gökyüzünden aşağıya doğru çekerken birden erkeklik organını ısırır ve yutuverir. KumarbiAnu’nun erkeklik organını yuttuğuna yüksek sesle güler. Anu ise ona tohum yüklediğini ve onu 3 farklı tanrı ile gebe bıraktığını söyler.

Kumarbi bunu duyunca büyük bir hızla tükürerek Nippur şehrine kaçmıştır. Kumarbi burada doğumunun gelmesi için gün sayar ve onları dünyaya getirir. Doğan Teşup ve Seri adında iki farklı tanrıdır. Bunlarda büyüyüp geliştiklerinde birbirleri ile kavga tutuşur. Kumarbi ve Anu gibi yeryüzünde bulundukları sürece bu ikilide birbirlerini öldürebilmek için kıyasıya bir rekabete girmişlerdir. Hitit mitolojisi içerisinde bu efsanenin sonrasında ne olduğuna dair kesin ve net bir bilgi bulunmamaktadır.

Bir cevap yazın