Frigya mitolojisi tanrıları

Frigya Mitolojisi Tanrıları Kimlerdir?

Frigya mitolojisi tanrıları birçok kültürde ve uygarlıkta yer alan çeşitli isimlere sahip olan bir Ana Tanrıça kültürü ile harmanlanmıştır. Annelik, üreme, dişilik ve yaşamın sürmesini ve dolayısıyla bereketi niteleyen bir tanrıçadır. Tanrıça Kyble düzgün vücudu her zaman tasvir konusu olmuştur. Frig dini tek tanrılı gibi görünse de çok tanrılı bir inançlar sistemine sahiplerdir. Başlıca tanrıları ise Kyble olarak bilinen Ana Tanrıçadır.

Frigyalılar

Frigyalılar, Trak asıllı bir kavim olup Antik Çağ’da Güneybatı Anadolu’da yaşamışlardır. Ana tanrıçaları Kibele’ye tapmışlardır. Daha sonrasında ise Dionysos’a tapan Frigler, rahip olmak isteyen erkeklerin hadım edilmesiyle kendilerini Kibele’ye adamışlardır. Amygdalus ise Frigyalılar tarafından kutsal olarak kabul edilen badem ağacına verilmiş isimdir.

Frigya mitolojisi tanrıları arasında farklı adlar ve de sıfatlarla nitelendirilse de Ana Tanrıça’ya tapınım Anadolu’nun farklı zamanlarında ve uygarlıklarında da her zaman en süt sıralarda yer almıştır. Ana Tanrıça Kybele kültü, günümüzde arkeolojinin yanı sıra, dinler tarihi, psikoloji ve felsefe ya da dilbilim gibi birçok konuda etki yaratmış ve de ilgi çekici olmuştur. Ana Tanrıça Kibele doğa üzerinde hakimiyet kuran dişil gücü simgelemiştir.

Kibele

Frigya mitolojisi tanrıları arasında yer alan Kibele, Anadolu kökenli bir ana tanrıçadır. Doğanın kendisi olduğu düşünülür. Ayrıca birçok kültürde farklı isimlerle yer alarak Yunan Mitolojisinde Rhea ve Mısır mitolojisinde ise İsis ile benzerlik göstermektedir. Kibele, Zeus’un rüyasında gördüğü ve kendisine mukayet olamadığı etkileyici ve de cazibeli bir varlık olarak anlatılmıştır. Çift cinsiyetli olduğu için her iki cinse de hakim olabilecek şekilde cazibelidir. Zeus’un rüyasının gerçekleşmesiyle ortaya çıkan Kibele, Zeus tarafından da öldürülmek istenir.

Ancak Afrodit bu güzellikteki bir varlığın öldürülmesine izin vermez ve bunun neticesinde hadım edilir. Cinsel organının düştüğü yerde badem ağacı olarak toprağa düşen ilk meyvesinden de bir erkek doğduğuna inanılır. Uzun süre keçiler arasında kalan bu erkek çocuk kendisini keçi sanırken, bir çiftçinin bunu fark etmesi üzerine onun bir keçi olmadığı ona anlatılır ve de kızıyla evlendirir.

Bunun üzerine kendi parçasını aramaya başlayan Kibele, onu bulduğunda geri almak ister ancak çiftçi ona geri vermek istemez ve onu ve çiftçinin kızını zehirleyerek öldürür. Bu da amazon kadınlarının ortaya çıkmasına neden olarak bilinmektedir.

Bir diğer efsaneye göre Zeus bir rüya görür ve tohumlarının yeryüzüne saçıldığını bu tohumlardan kendisinde hem dişilik hem de erkeklik vasfı olan Agdistis’in(Kibele’nin Frigce bir diğer ismi) yaratıldığını gördüğü rüyası gerçekleşerek bu tuhaf varlığı yakalar ve erkeklik uzvunu keser. Kesilen yerden bir badem ağacı çıkar ve Sangriosbu ağaçtan bir badem koparır ve göğsüne koyduktan sonra gebe kalarak Attis’i dünyaya getirir.

Attis de Eski Anadolu Frigya mitolojisi tanrıları arasındadır. Efsanelere göre o kadar güzeldir ki Kibele ona aşık olur ve ondan hayat boyu Kibele’ye sadık kalma sözü vermiştir. Ancak Sakarya Nehri‘nin perisi Sagaratis’e gönül verdiği ve sözünü unutarak onunla evlenmek istediği anlatılmaktadır.

Attis ve Kibele

Attis, Kibele’nin sevgilisi olarak anlatılmaktadır. Ancak Kibele’ye verdiği sözü unutur ve Pessinus Kralı’nın kızıyla evlenmeye karar verir. Onunla evlendikleri gece düğüne Tanrıça Kibele de davet edildiği için gelir ve Attis ile karşı karşıya kaldığında Attis ilk önce ne yapacağını bilemez ve Kibele’ye olan sözünü unuttuğu için duyduğu pişmanlıktan dolayı cinsel organını keser ve kanlar içinde kıvranmaya başlar.

Kibele ise sevgilinin bu şekilde acı içinde olmasına dayanamayıp onu bir çam ağacına dönüştürür. Ona sonsuzluk vermiş olur. Çam ağacının da her mevsim yeşil kalmasının nedeni de olarak gösterilmektedir. Pessinus Mabetlerinde de tanrıça Kibele adına düzenlenen şenliklerde rahip olmak isteyen erkeklerin hadım edilmektedir. Ardından cinsel organları bir çam ağacının altına gömülür.  Aynı zamanda bu inanış sami ırkında da cinsel organı değil ama ucunu yani sünnet olarak kesilme işlemi olarak günümüze kadar da devam etmiştir.

Pan

Pan ise ormanların ve de çobanların tanrısı olarak yarı insan yarı keçi suretinde Frigya mitolojisi tanrıları arasında gösterilmiştir. Ormanlarda ya da çalılarda birdenbire göründüğü ve de ortaya çıktığı için insanları ve de sürüleri kaçıştırmaktadır. Bu çeşit kaçışa da panik adı verilmiştir.

Aynı zamanda dünya nimetlerine düşkünlüğün, hazzın ve cinselliğin de simgesi olarak görülmektedir. Pan, bu yönüyle dünya edebiyatında da romanlarda işlenmiştir. Parfümün Dansı adlı romanda insanların müzik, dans, eğlence, aşk ve cinsellik yerine daha fazla güç sahibi olmak ve de cennete girmek isteyen insanların İsa’ya ve Aristo’ya inanmaları nedeniyle gücünü yitirmiş bir tanrı olarak anlatılmıştır.

Sabazios

Sabazios, Frigya mitolojisi tanrıları arasında en tanınmış tanrılarından biri olarak yer almaktadır. Birçok çeşitli kaynaklarda güneş tanrısı olarak yer almıştır. Tarım, öküzleri evcilleştirmek, sabana kullanımı gibi konuları öğrettiğine inanılırdı. Anadolu’da bereket tanrısı olarak görülürken zaman için de ülkenin koruyucu tanrısı olarak nitelendirilmeye başlanılmıştır. Genel olarak yılına biçiminde ve öküz boynuzlu bir şekilde tasvir edilmiştir. Kimi kaynaklar da Zeus’un bir yılan şekline girerek Persephone’yi hamile bırakması nedeniyle Sabazios’un doğduğunu dile getirmektedir.

Men

Frigya mitolojisi tanrıları arasında Ay tanrısı olarak M.S. 4. Yüzyıla kadar varlığını sürdürmüştür. Frig külahlı başı, mantosu ve uzun saçlarıyla genç bir adam olarak tasvir edilmiştir. Men tanrısının simgesi ise hilal, boğa ve horoz olarak gösterilmiştir. Mezarların koruyucusu ve sağlık tanrısıydı. Aynı zamanda da kehanet tanrısı olarak da görülmekteydi.

Kral Midas

Frigya mitolojisi tanrıları arasında üzerine mitolojiler yazılan ünlü Frigya kralıdır. Hayatı boyunca acılar çekmiştir ve eşek kulaklarıyla nam salan bir kral olarak yer almaktadır. Aslında anne karnındaki bir hastalık nedeniyle kulak kanalları asimetrik olarak şekillenmiştir ve de bu şekilde doğmuştur. Oldukça nadir görülen bir hastalıktır. Halkından utandığı için de sürekli kulaklarını gizleyerek dolaşmaktadır.

Eşek Kulaklı Kral Midas Efsanesi

Frigya mitolojisi tanrıları Pan ve şiirin, müziğin, sanatın tanrısı Apollon, bir çalgı yarışmasında Midas’ı yargıçlardan biri olarak seçmiştir. Ancak oyunu Pan’ vermesiyle Tanrı Apollon çok sinirlenmiştir ve güzel müziği ayırt edemeyen birinin kulağı insan kulağı olamaz diyerek Midas’ın kulaklarını eşek kulağına dönüştürür.

Bunun üzerine Midas, tanrının hediyelerini bir süre saklamış fakat saçlarını kesen berberin sonunda kulaklarını görmesi ile kralın büyük sırrını öğrenerek bu sırrı tutmaya çalışmıştır. Ancak bu sırrı daha fazla saklamaya dayanamayan berber en sonunda bir kuyuya gidip Midas’ın kulaklarının eşek kulakları olduğunu bağırmış. Kuyudaki su sazlara, sazlar da rüzgar ile her yere yayılmasına neden olmuş.

Bu nedenle bütün ülke Midas’ın sırrını öğrenmiş ve bir süre sonra artık bunalan Midas, kulaklarını kestirmiş ancak tekrar büyümüşler. Bunun üzerine Kral Midas, tanrıya yalvarmaya başlamış ve ondan kulaklarının düzeltilmesini ve bütün servetini de almasını istemiştir. Tanrı onu affetmiştir ve Midas kulaklarını tekrar gerikazanmıştır. Ancak kimse göremeden de Midas’ın hayatına son verip onu mezara gömmüştür.

Bir cevap yazın